Book

Sabah Ulkesi Article MU Faruque

Description
Sabah Ulkesi Article MU Faruque
Categories
Published
of 7
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Related Documents
Share
Transcript
  sabahülkesi sayı 6110 | 2019 30 󰁩l “varlık” veya gerçekl󰁩k kavrayışımızı şek󰁩llend󰁩r󰁩r m󰁩 veya d󰁩l󰁩 kullanışımızı ve 󰁩şletmem󰁩z󰁩 sınırlandıran gerçekl󰁩k m󰁩d󰁩r? Fer-d󰁩nand de Saussure g󰁩b󰁩 modern d󰁩lb󰁩l󰁩mc󰁩ler ve göstergeb󰁩l󰁩m-c󰁩ler gösteren ve göster󰁩lenden müteşekk󰁩l d󰁩lb󰁩l󰁩msel göstergen󰁩n keyî olduğunu 󰁩dd󰁩a etmekte haklıdır. Bu durum, gerçekl󰁩k kavrayışımızı 󰁩nşa eden󰁩n ve koşullayanın d󰁩l olduğunu, yoksa tam ters󰁩n󰁩n geçerl󰁩 olmadı-ğını 󰁩ma eder. Başka dey󰁩şle, “Google”ı tems󰁩l eden logoyla bağlantılı b󰁩r ses veya z󰁩h󰁩nsel 󰁩mge olan “Google” g󰁩b󰁩 b󰁩r gösterene, ayrıca “󰁩nternette arama motoru” şekl󰁩ndek󰁩 b󰁩r göster󰁩lene sah󰁩psek o hâlde gösterge, yan󰁩 Google bu 󰁩k󰁩s󰁩n󰁩 b󰁩rleyen d󰁩lb󰁩l󰁩msel b󰁩r b󰁩rl󰁩kt󰁩r. Saussure’e göre göste-renle göster󰁩len arasındak󰁩 bağlantı keyîd󰁩r ve salt uzlaşımsaldır. 1  Ş󰁩md󰁩 yukarıdak󰁩 örnek, “Google” kel󰁩mes󰁩nde onun 󰁩nternette arama motoru olduğuna 󰁩şaret eden, özsel h󰁩çb󰁩r şey󰁩n olmadığını göster󰁩r g󰁩b󰁩d󰁩r. Söz konusu kel󰁩me yen󰁩 b󰁩r arama motorunu tar󰁩 etmek 󰁩ç󰁩n yaratılmak zo-runda kalınan, 󰁩cat ed󰁩lm󰁩ş b󰁩r kel󰁩med󰁩r. Pek󰁩, “󰁩nsan”, “Tanrı” veya “var-lık” g󰁩b󰁩 daha yüklü ve zeng󰁩n 󰁩çer󰁩ml󰁩 kel󰁩melerde durum ned󰁩r? Eğer gösterge keyîyse şu hâlde o, “B󰁩z k󰁩m󰁩z?” (yan󰁩 󰁩nsan öznell󰁩ğ󰁩 sorusu) ve “Gerçekl󰁩ğ󰁩n doğası ned󰁩r?” (yan󰁩 varlık sorusu) hakkında ortakça sah󰁩p olduğumuz 󰁩nançları tamamen geçers󰁩z kılmasa da tehl󰁩keye atar. Bu yüz-den M󰁩chel Foucault g󰁩b󰁩 sonrak󰁩 dönem düşünürler󰁩 düşüncen󰁩n, eyle-m󰁩n ve dünyadak󰁩 değ󰁩ş󰁩m󰁩n kaynağı olan şu Kartezyen ve Kantçı “özne” meumlarına karşı tepk󰁩 göster󰁩rken göstergen󰁩n uzlaşımsal olmadığını düşünür. Foucault öznell󰁩ğ󰁩n, k󰁩ş󰁩 d󰁩lb󰁩l󰁩msel uzlaşılar  ,  güç d󰁩nam󰁩kler󰁩  ve söylemsel formasyon  bağlamlarında kend󰁩l󰁩k düzenlemes󰁩 prat󰁩kler󰁩yle uğraştığında nasıl da b󰁩ç󰁩mlend󰁩ğ󰁩n󰁩 veya 󰁩nşa ed󰁩ld󰁩ğ󰁩n󰁩 göstermek 󰁩ç󰁩n el󰁩nden gelen󰁩 yapmıştır. O, Fol󰁩e et déra󰁩son: H󰁩sto󰁩re de la fol󰁩e à l’âge class󰁩que  (1961, Del󰁩l󰁩ğ󰁩n ar󰁩h󰁩 ), Les Mots et les Choses (1966, Kel󰁩meler ve Şeyler  ) ve L’Archéolog󰁩e du savo󰁩r (1969, B󰁩lg󰁩n󰁩n Arkeoloj󰁩s󰁩 ) g󰁩b󰁩 b󰁩rçok eser󰁩nde söylemsel ormasyonun (yan󰁩 d󰁩l ve göstergeb󰁩l󰁩m󰁩n) gerçekl󰁩k kavrayışımızı nasıl düzenley󰁩p şek󰁩llend󰁩rd󰁩ğ󰁩n󰁩 göstermeye g󰁩r󰁩ş󰁩r. Bu görüş, d󰁩l󰁩n yapısını ve söylemsel prat󰁩ğ󰁩 b󰁩l󰁩nçl󰁩 olarak b󰁩zzat b󰁩zler󰁩n dü-zenled󰁩ğ󰁩n󰁩 ve bel󰁩rled󰁩ğ󰁩n󰁩 󰁩dd󰁩a edenlere karşı meydan okumak suret󰁩yle Muhammad U. Faruque* DİL, VARLIK VE ÖZNELLİK: GERÇEKLİĞİN İNŞASI Eğer Foucault ve d󰁩ğerler󰁩 haklıysa şu hâlde “d󰁩l” b󰁩z󰁩mle (öznell󰁩kle) varlık (gerçekl󰁩k) arasındak󰁩 b󰁩r perde veya 󰁩nce b󰁩r engeld󰁩r. DOSYA  sabahülkesi sayı 6110 | 2019 31 b󰁩reysel öznell󰁩ğ󰁩n yaratıcı gücünün ve etk󰁩nl󰁩ğ󰁩n󰁩n altını oyar. 2  Eğer Fou-cault ve d󰁩ğerler󰁩 haklıysa şu hâlde “d󰁩l” b󰁩z󰁩mle (öznell󰁩kle) varlık (ger-çekl󰁩k) arasındak󰁩 b󰁩r perde veya 󰁩nce b󰁩r engeld󰁩r. Ber󰁩 yandan, böyles󰁩 şümullü b󰁩r gerçekl󰁩k 󰁩zahının doğru mu olduğu yoksa sadece 󰁩ş başında-k󰁩 yaratıcı muhayy󰁩len󰁩n örnekler󰁩nden b󰁩r󰁩 m󰁩 olduğu meseles󰁩 tümüyle arklı b󰁩r meseled󰁩r. Bu saada, İslam elsees󰁩n󰁩n bakış açısıyla bu meseleler󰁩n nasıl görün-düğü soruşturalım ve İbn Sînâ, Sühreverdî, İbnü’l-Arabî, Molla Sadrâ g󰁩b󰁩 Müslüman 󰁩lozofların d󰁩l, varlık ve öznell󰁩k arasındak󰁩 çok kat-manlı bağlantı hakkında ne söyled󰁩kler󰁩ne bakalım. İslam elsees󰁩n󰁩n bakış açısıyla d󰁩l-varlık 󰁩l󰁩şk󰁩s󰁩 hakkında konuşmak 󰁩ç󰁩n Greklerle baş-lamak yer󰁩nde olacaktır. Daha o zamanlar Kratylos d󰁩yaloğunda Platon “adların uygunluğu” bağlamında hem uzlaşımcı hem doğalcı yaklaşımı kurcalar ve en azından bazı şeyler󰁩n, b󰁩ç󰁩mler󰁩n ( e󰁩do󰁩 ) mesela, zamanın akışı esnasında sab󰁩t kalması gerekt󰁩ğ󰁩n󰁩 󰁩dd󰁩a ederek bu 󰁩k󰁩 yaklaşımın ortasında durur. Ar󰁩stoteles’e gel󰁩nce, dünyayla d󰁩l aracılığıyla nasıl 󰁩l󰁩şk󰁩 kurduğumuzu 󰁩nceleyen De Interpretat󰁩one eser󰁩ne bakab󰁩l󰁩r󰁩z. Ar󰁩sto-teles’󰁩n görüşüne göre a) telaffuz ed󰁩len sesler (  phona󰁩 ), b) ruhun duy-gulanışları (  pathemata ) ve c) 󰁩󰁩lî nesneler (  pragmata ) arasında üç köşel󰁩 b󰁩r 󰁩l󰁩şk󰁩 söz konusudur. Öyle k󰁩 a) b)’y󰁩 s󰁩mgeler ve c)’y󰁩 göster󰁩r, ber󰁩 yandan b) de c)’n󰁩n tasv󰁩r󰁩d󰁩r. Ar󰁩stoteles mantığının ve d󰁩l elsees󰁩n󰁩n İslam elsees󰁩nde muazzam b󰁩r etk󰁩s󰁩 varsa da bunlar herkesçe, evrensel olarak kabul ed󰁩lm󰁩ş değ󰁩ld󰁩r. Mesela, onuncu yüzyıl Bağdat’ında (Ebû B󰁩şr Mettâ g󰁩b󰁩) mantıkçılarla (Ebû Sa󰁩d es-Sîrâî g󰁩b󰁩) gramerc󰁩ler ara-sında, mantığın, kend󰁩s󰁩 olmadan doğrunun b󰁩l󰁩nemeyeceğ󰁩 b󰁩r alete sa-h󰁩p olduğu 󰁩dd󰁩ası üzer󰁩nden yürüyen tartışma meşhurdur. 3  Böyles󰁩 b󰁩r tartışma zaten mutlaka yakında olması beklenen b󰁩r tartışmaydı, çünkü Ar󰁩stotelesç󰁩 mantığın İslam düşünces󰁩ne g󰁩r󰁩ş󰁩nden önce Arap edeb󰁩-yatında, anlamın sessel b󰁩ç󰁩m ( lafz  ) ve z󰁩h󰁩ndek󰁩 nesnelerden ( ma‘nâ ) 4  meydana geld󰁩ğ󰁩n󰁩 öne süren, 󰁩ncel󰁩kl󰁩 b󰁩r anlam kuramı mevcuttu. Buna rağmen hem mantıkçılar hem gramerc󰁩ler d󰁩l 󰁩le d󰁩l󰁩n 󰁩ade ett󰁩-ğ󰁩 anlamlar arasındak󰁩 󰁩k󰁩l󰁩 ayrımı kabul ed󰁩yordu. Üstel󰁩k Arapçadak󰁩 lafz kel󰁩mes󰁩 Ar󰁩stoteles’󰁩n  phona󰁩 ına tekabül ederken ma‘nâ kel󰁩mes󰁩 de “ruhun duygulanışları”na denk düşüyordu; bu duygulanışlar Ar󰁩stoteles sonrası şerh geleneğ󰁩nde aklın ( noemata ) 󰁩t󰁩razlarıyla özdeşleşt󰁩r󰁩lecek-t󰁩r. Ayrıca burada Saussure’ün gösteren ve göster󰁩len kavramlarıyla lafz  ve ma‘nâ arasında bar󰁩z b󰁩r benzerl󰁩k gözlemleneb󰁩l󰁩r; her ne kadar İs-lam geleneğ󰁩nde “gösterge” g󰁩b󰁩 b󰁩r kavram olmasa da. D󰁩ğer yandan, tasavvufa ma‘nâ  veya 󰁩çsel gerçekl󰁩k suret  veya görünüşle karşıtlığa sokulduğunda 󰁩şler daha da karmaşık hâle gel󰁩r. Bundan daha öneml󰁩 olarak, post-modern düşünürler󰁩n aks󰁩ne Müslüman düşünürler d󰁩l󰁩 doğruya ve anlama ulaşım aracı olarak görmüşlerd󰁩r. Başka şek󰁩lde söy-lersek, Müslüman 󰁩lozoflara göre d󰁩l 󰁩nsanı varlıktan ayıran b󰁩r perde değ󰁩ld󰁩r, z󰁩ra gerçekl󰁩ğe da󰁩r tüm kavrayışlar d󰁩l󰁩n dolayımından geçer. D󰁩l daha z󰁩yade, varlığın doğasını çözmeye yardım eden b󰁩r kend󰁩l󰁩k aracı olarak görülür. Dolayısıyla d󰁩lle varlık arasındak󰁩 eks󰁩k bağ b󰁩zzat “󰁩nsan󰁩 öznell󰁩k”t󰁩r, ancak bu öznell󰁩k “B󰁩l󰁩nçdışı d󰁩l g󰁩b󰁩 yapılanmıştır.” DOSYA “K󰁩ş󰁩 󰁩lk başta kend󰁩 benl󰁩ğ󰁩ne da󰁩r b󰁩lg󰁩ye sah󰁩p olmazsa, onun herhang󰁩 b󰁩r şey hakkındak󰁩 kes󰁩nl󰁩ğe sah󰁩p olması nasıl mümkün olur?”   sabahülkesi sayı 6110 | 2019 32 şekl󰁩ndek󰁩 Lacancı vec󰁩ze üzer󰁩nden anlaşılmamalı-dır. Çünkü Lacan g󰁩b󰁩 post-modern ps󰁩kanal󰁩stlere göre d󰁩l asla b󰁩r kend󰁩l󰁩k aracı veya kend󰁩l󰁩k 󰁩ades󰁩 olmayıp kend󰁩l󰁩ğ󰁩 üreten veya en azından onunla sı-nırdaş olan b󰁩r şeyd󰁩r. Buna rağmen Müslüman 󰁩lozoflar, 󰁩nsan d󰁩l󰁩n󰁩n -b󰁩z-zat onu büyüley󰁩c󰁩 b󰁩r enomen yapan- bel󰁩rley󰁩c󰁩 özel-l󰁩ğ󰁩n󰁩n “müpheml󰁩k” veya “çok anlamlılık” olduğu ko-nusunda modern 󰁩lozoflarla hem󰁩k󰁩r olurlardı muh-temelen. Söz konusu çok anlamlılık şöyled󰁩r; tek b󰁩r kel󰁩me veya kel󰁩me öbeğ󰁩 󰁩ç󰁩n b󰁩rçok mümkün anlam b󰁩rl󰁩kte var olab󰁩l󰁩r, öyle k󰁩 bu durum asla gösterenle göster󰁩len arasındak󰁩 b󰁩re b󰁩r mütekab󰁩l󰁩yet g󰁩b󰁩 b󰁩r so-run değ󰁩ld󰁩r. 5  Dahası Müslüman 󰁩lozoflar He󰁩degger’e; Br󰁩ef über den Human󰁩smus  ( Hüman󰁩zm Hakkında  Mektup ) adlı 󰁩ncelemes󰁩nde yaptığı g󰁩b󰁩, d󰁩l󰁩n, varlık-lar üzer󰁩ndek󰁩 hâk󰁩m󰁩yet aracı olarak modern tekn󰁩k  ve b󰁩l󰁩msel kötüye kullanımı eleşt󰁩r󰁩s󰁩nde He󰁩deg-ger’󰁩n katılırlardı. Hatta Müslüman 󰁩lozoflar H󰁩lary Putnam’ın meşhur nüktes󰁩ne, “Anlam yalnızca kaada değ󰁩ld󰁩r.” sözüne b󰁩le katılab󰁩l󰁩rlerd󰁩; tab󰁩󰁩 eğer Putnam anlamın n󰁩hayet󰁩nde, 󰁩nsan aklının mutlaka b󰁩rleşme-s󰁩 gerekt󰁩ğ󰁩 akled󰁩leb󰁩l󰁩r dünyada ( el-‘âlemü’l-ma‘nâ ) muk󰁩m olduğunu kastetm󰁩şse (elbette Putnam, sır b󰁩r “semant󰁩k dışsalcılık” türev󰁩 kurma peş󰁩nde olduğu 󰁩ç󰁩n böyle şeyler öne sürmem󰁩şt󰁩r). Her şeye rağmen, Molla Sadrâ g󰁩b󰁩 Müslüman 󰁩lozoflara göre d󰁩l kend󰁩s󰁩 sayes󰁩nde hem kend󰁩l󰁩ğ󰁩n hem Mutlak Varlığın b󰁩l󰁩n-d󰁩ğ󰁩 öneml󰁩 b󰁩r araçtır.Ber󰁩 yandan, d󰁩l󰁩n hem Tanrı’nın hem de kend󰁩l󰁩ğ󰁩n gerçekl󰁩ğ󰁩nden perdey󰁩 nasıl kaldırdığını tartışmadan evvel d󰁩l󰁩n, b󰁩zzat “kend󰁩l󰁩k” kavramlarımızı düzen-leyen, koşullayan ve şek󰁩llend󰁩ren şey olduğunu öne süren post-modern tezle uğraşmalıyız. Eğer bu tez doğruysa, 󰁩nsan󰁩 varlıklar olarak k󰁩m olduğumuzu b󰁩l-mey󰁩 umamayız b󰁩le, z󰁩ra d󰁩lb󰁩l󰁩msel gösterge keyîd󰁩r  ve hang󰁩 nesneler󰁩 göstermek 󰁩ç󰁩n hang󰁩 kel󰁩meler󰁩n kullanılacağını bel󰁩rleyen uzlaşımın 󰁩nsaına kalmıştır. Bu yüzden kel󰁩meler󰁩n anlamlarından perdey󰁩 kaldır-mayı umamayız, çünkü bu türden b󰁩r anlam yoktur. D󰁩l z󰁩hn󰁩n b󰁩r aracı olarak var olan b󰁩r şey değ󰁩ld󰁩r, ak-s󰁩ne b󰁩z󰁩m k󰁩m olduğumuz d󰁩lde yuvalanmıştır. D󰁩l󰁩n bell󰁩 b󰁩r dereceye kadar öznell󰁩ğ󰁩m󰁩z󰁩 bel󰁩rled󰁩-ğ󰁩n󰁩 öne süren argümana katılab󰁩l󰁩r󰁩z, ancak kend󰁩l󰁩ğ󰁩 yalnızca gösterge s󰁩stem󰁩n󰁩n rahm󰁩ne oturtma g󰁩r󰁩ş󰁩-m󰁩 󰁩nsan öznell󰁩ğ󰁩 hakkındak󰁩 çok daha temel sorula-rı 󰁩zahta başarısız olur; kend󰁩l󰁩ğe, d󰁩lb󰁩l󰁩msel olguları kend󰁩ne atetme 󰁩mkânı veren ned󰁩r, sorusu mesela. Üstel󰁩k, kend󰁩l󰁩ğ󰁩n, b󰁩r parçası olduğu dünyaya da󰁩r “anlamlı” (veya “anlamsız”) b󰁩r res󰁩m ç󰁩zmes󰁩 󰁩ç󰁩n var-saymak zorunda olduğu b󰁩l󰁩nc󰁩n temel yapısı ned󰁩r? Ber󰁩 yandan d󰁩lden, kend󰁩l󰁩kten, met󰁩nden, anlam  veya varlıktan her söz ed󰁩ş󰁩n öz-b󰁩l󰁩nc󰁩 ve kend󰁩m󰁩z üzer󰁩ne öz-düşünümü zaten önden varsaydığına d󰁩k-kat ed󰁩lmel󰁩. Başka dey󰁩şle, d󰁩yel󰁩m k󰁩 d󰁩lle varlık ara-sındak󰁩 󰁩l󰁩şk󰁩ye da󰁩r her öz-düşünümsel beyan böyle b󰁩r beyanı yapab󰁩len, öz-b󰁩l󰁩nçl󰁩 b󰁩r varlığın var oldu-ğunu zaten ön varsayar. Post-modern kuramlar, tüm değerler󰁩 b󰁩r yana, tüm ep󰁩stemoloj󰁩k sorular 󰁩ç󰁩ndek󰁩 en temel soruya, yan󰁩 “Nasıl oluyor da öz-b󰁩lg󰁩 müm-kün oluyor?” sorusuna nad󰁩ren değ󰁩n󰁩rler. Bu soru sezg󰁩yle 󰁩lg󰁩l󰁩 görülmel󰁩d󰁩r, z󰁩ra herhang󰁩 b󰁩r󰁩 b󰁩r şek󰁩l-de kend󰁩n󰁩 b󰁩lmeseyd󰁩 ya da en azından “ben varım” şekl󰁩ndek󰁩 çıplak olguyu b󰁩lmeseyd󰁩 dünya hakkındak󰁩 herhang󰁩 b󰁩r şey󰁩 nasıl b󰁩lecekt󰁩? Bu yüzden Müslüman 󰁩lozo Molla Sadrâ şöyle sorar; “K󰁩ş󰁩 󰁩lk başta kend󰁩 benl󰁩ğ󰁩ne da󰁩r b󰁩lg󰁩ye sah󰁩p olmazsa, onun herhang󰁩 b󰁩r şey hakkındak󰁩 kes󰁩nl󰁩ğe sah󰁩p olması nasıl müm-kün olur?” 6  Molla Sadrâ ardından ant󰁩k 󰁩lozoflara 󰁩s-nat ett󰁩ğ󰁩 b󰁩r dey󰁩ş󰁩 ortaya koyar; “Kend󰁩n󰁩 b󰁩len yüce-l󰁩ğe er󰁩ş󰁩r”. 7  Görünüşe göre ep󰁩stemoloj󰁩k meselelerde “öz-b󰁩lg󰁩n󰁩n öncell󰁩ğ󰁩n󰁩” öne süren böyles󰁩 b󰁩r görüşe, “öznel” b󰁩lg󰁩 ded󰁩ğ󰁩 şeye temel b󰁩r rol b󰁩çen, anal󰁩t󰁩k 󰁩lozo Donald Dav󰁩dson da benzer b󰁩r 󰁩lg󰁩 göster󰁩r; “Z󰁩hn󰁩m󰁩n 󰁩çer󰁩kler󰁩ne da󰁩r b󰁩lg󰁩 özeld󰁩r ve tüm b󰁩l-g󰁩m󰁩n temel󰁩d󰁩r, yaklaşımı elbette Kartezyen ve am-p󰁩r󰁩st düşler󰁩n parçasıdır. Ancak bu gayet doğrudur; bu b󰁩lg󰁩, kend󰁩s󰁩 olmadan h󰁩çb󰁩r şey󰁩n b󰁩lenemeyeceğ󰁩 anlamında temeld󰁩r (öz-b󰁩lg󰁩 d󰁩ğerler󰁩 󰁩ç󰁩n yeterl󰁩 ol-masa da), y󰁩ne d󰁩ğer b󰁩lg󰁩 türler󰁩nden 󰁩nd󰁩rgenemez şek󰁩lde arklı olması anlamında özeld󰁩r”. 8  Molla Sadrâ  ve d󰁩ğerler󰁩n󰁩n, 󰁩nsan öznell󰁩ğ󰁩n󰁩n gömülü özell󰁩kler󰁩n󰁩 öz-b󰁩lg󰁩 ve b󰁩l󰁩nc󰁩n k󰁩pler󰁩 üzer󰁩nden aydınlatmak 󰁩ç󰁩n get󰁩rd󰁩kler󰁩 karmaşık del󰁩ller󰁩n tamamını s󰁩stemat󰁩k olarak açıklamak bu makalen󰁩n kapsamı dışında olsa da b󰁩rtakım kısa değ󰁩n󰁩ler sunulab󰁩l󰁩r. 9 Öz-b󰁩lg󰁩n󰁩n özünün neler 󰁩çerd󰁩ğ󰁩ne yönel󰁩k 󰁩zahında Molla Sadrâ öz-b󰁩lg󰁩n󰁩n en temel b󰁩ç󰁩m󰁩n󰁩 mümkün kılan şu “öz-düşünümsel olmayan b󰁩l󰁩nç”󰁩n altını ç󰁩zer. Sadrâ bunu, k󰁩ş󰁩n󰁩n kend󰁩s󰁩ne atett󰁩ğ󰁩 her enomenal durumun veya z󰁩h󰁩nsel vakıanın zaten altta duran kend󰁩l󰁩k b󰁩l󰁩nc󰁩n󰁩 ön varsaydığını 󰁩dd󰁩a ederek kanıt-lar. Yan󰁩, düşünme veya öz-düşünüm g󰁩b󰁩 herhang󰁩 b󰁩r algı ed󰁩m󰁩 kend󰁩l󰁩ğ󰁩n kend󰁩n󰁩 daha önceden tanıması-nı varsayar k󰁩 bu da ancak “öz-düşünümsel olmayan b󰁩l󰁩nç” b󰁩ç󰁩m󰁩nde olab󰁩l󰁩r. Buna 󰁩laveten Sühreverdî ve  Müslüman f󰁩lozoflara göre d󰁩l 󰁩nsanı varlıktan ayıran b󰁩r perde değ󰁩ld󰁩r, z󰁩ra  gerçekl󰁩ğe da󰁩r tüm kavrayışlar d󰁩l󰁩n dolayımından geçer. D󰁩l daha z󰁩yade, varlığın doğasını çözmeye yardım eden b󰁩r kend󰁩l󰁩k aracı olarak görülür. DOSYA  sabahülkesi sayı 6110 | 2019 33 açıdan d󰁩le önceld󰁩r. Daha da öneml󰁩s󰁩, b󰁩l󰁩nç tam da kend󰁩l󰁩ğ󰁩n doğası olduğundan d󰁩l󰁩 önceler ve 󰁩nşa eder; ters󰁩 değ󰁩l. Hâl böyleyken Molla Sadrâ g󰁩b󰁩 b󰁩rçok Müslüman 󰁩-lozoun yazdıklarında d󰁩l󰁩n neden böyles󰁩 öneml󰁩 b󰁩r rol üstlend󰁩ğ󰁩 anlaşılab󰁩l󰁩r. Kend󰁩l󰁩ğ󰁩n b󰁩r alet󰁩 olarak d󰁩l, var olan her şey󰁩 kuşatan derecel󰁩 b󰁩r gerçekl󰁩ğe sah󰁩p olan varlığın veya vücûd  un 󰁩çsel anlamlarının perdes󰁩n󰁩 kaldırır. Molla Sadrâ’ya göre bu yüzden, nasıl k󰁩 d󰁩l k󰁩ş󰁩n󰁩n z󰁩hn󰁩nde duranı sessel b󰁩ç󰁩m ( lafz  ) aracılığıyla 󰁩şa ed󰁩yorsa madenler, b󰁩tk󰁩ler, hayvanlar, 󰁩nsanlar, gökler ve melekler dâh󰁩l olmak üzere tüm  var olanlar da benzer şek󰁩lde varlığın veya vücûd  un 󰁩çsel gerçekl󰁩ğ󰁩n󰁩 󰁩şa eder, çünkü tüm bu var olanlar kend󰁩ler󰁩n󰁩 “Rahman󰁩 nees” 11  aracılığıyla varlığa ge-t󰁩ren Tanrı’nın kel󰁩meler  󰁩nden başka b󰁩r şey değ󰁩ld󰁩r. Demek k󰁩 tüm varoluş, uygun araçlarla deş󰁩re ed󰁩l-mes󰁩 gereken kozm󰁩k b󰁩r senaryodur; bu 󰁩se k󰁩ş󰁩n󰁩n g󰁩zl󰁩 varlık haz󰁩nes󰁩n󰁩 barındıran 󰁩çsel benl󰁩ğ󰁩n󰁩n veya kalb󰁩n󰁩n d󰁩l󰁩n󰁩 okuyab󰁩lme yeteneğ󰁩nden başka b󰁩r şey değ󰁩ld󰁩r. Sonuç olarak bu makaley󰁩 İbnü’l-Arabî’n󰁩n el-Fütûhâtü’l-Mekk󰁩yye ’s󰁩nden yapılan şu alıntıyla ne-t󰁩ceye vardırmak uygun olacaktır:“Bu yolculukta tüm 󰁩lahî adların anlamlarına er󰁩şt󰁩m; onların heps󰁩n󰁩n Tek B󰁩r Müsemmaya, Tek Öze 󰁩rca ed󰁩leceğ󰁩n󰁩 gördüm. Bu Müsemma müşahede ett󰁩ğ󰁩m şeyd󰁩 ve bu Öz ben󰁩m kend󰁩 varlığımdı ( vücûd  ). De-mek k󰁩 yolculuğum, kend󰁩mde yaptığım yolculuktan başka b󰁩r şey değ󰁩ld󰁩 ve benden başka b󰁩r şeye 󰁩şaret etm󰁩yordu.”  12   * Fordham Ün󰁩vers󰁩tes󰁩1 Ferd󰁩nand de Saussure, Course 󰁩n General L󰁩ngu󰁩st󰁩cs , çev. Roy Harr󰁩s (Lond-ra: Duckworth, 1983), 67 vd. 2 Foucault’nun daha sonrak󰁩 eserler󰁩 hâlâ kapsam bakımından soy kütükle 󰁩l󰁩şk󰁩l󰁩 olsa da bu eserler󰁩n öznen󰁩n etk󰁩nl󰁩ğ󰁩n󰁩 alenen reddetmed󰁩kler󰁩 veya en azından etk󰁩nl󰁩ğ󰁩n kabulüyle redd󰁩 arasında b󰁩r ger󰁩l󰁩m󰁩n bulunduğu kay-ded󰁩lmel󰁩d󰁩r. 3 Daha azla b󰁩lg󰁩 󰁩ç󰁩n bkz. Peter Adamson ve Alexander Key, “Ph󰁩losophy o Language 󰁩n the Med󰁩eval Arab󰁩c Trad󰁩t󰁩on,” L󰁩ngu󰁩st󰁩c Mean󰁩ng: New Essays on the H󰁩story of Ph󰁩losophy of Language , ed. Margaret Cameron ve Robert J. Sta󰁩nton (Oxord: Oxord Un󰁩vers󰁩ty Press, 2015). 4 Bu ter󰁩m ayrıca “anlam”, “󰁩dea”, “󰁩çer󰁩k” ve “yönel󰁩m” g󰁩b󰁩 anlamlara da ge-leb󰁩l󰁩r.5 İslam geleneğ󰁩nde “müpheml󰁩k”󰁩n yaygın rolü 󰁩ç󰁩n bkz. omas Bauer, D󰁩e Kultur der Amb󰁩gu󰁩tät: e󰁩ne andere Gesch󰁩chte des Islams (Berl󰁩n: Verlag der Weltrel󰁩g󰁩onen, 2011).6 Molla Sadrâ, el-Mebde’ ve’l-me‘âd  , ed. Muhammed Zebîhî ve Caer Şâh Na-zarî (Tahran: Bünyâd-ı H󰁩kmet-󰁩 İslâmî-y󰁩 Sadrâ, 2002), 1:6.7 Molla Sadrâ, el-Mebde’ ve’l-me‘âd  , 1:7.8 Bkz. Donald Dav󰁩dson, Subject󰁩ve, Intersubject󰁩ve, Object󰁩ve (Oxord: Cla-rendon Press, 2001), 87. Ayrıca Dav󰁩dson’a göre, temeller󰁩 toplumsal olanda  ve d󰁩lde bulunan “özneler arası” b󰁩lg󰁩 k󰁩p󰁩 (veya üçüncü şahıs b󰁩lg󰁩s󰁩) öznel b󰁩lg󰁩den daha önceld󰁩r; bkz. a.g.e., 3-12, 40-49, 85-90, 205-15.9 Bu del󰁩l get󰁩rmeler󰁩n ayrıntılı b󰁩r çözümlemes󰁩 󰁩ç󰁩n yakında yayımlanacak eser󰁩me bakılab󰁩l󰁩r; Te Labyr󰁩nth of Subject󰁩v󰁩ty: Islam, Modern󰁩ty, and the Idea of the Self  . 10 Mart󰁩n He󰁩degger, D󰁩e Grundprobleme der Phänomenolog󰁩e , Gesamtausga-be Band 24 (Frankurt am Ma󰁩n: V󰁩ttor󰁩o Klostermann, 1989), 226. 11 Yan󰁩 Tanrı’nın yaratma 󰁩󰁩l󰁩 aracılığıyla.12 İbnü’l-Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekk󰁩yye , ed. Nevâ el-Cerrâh (Beyrut: Dâru Sâd󰁩r, 1997), 6:65. Mevlânâ’da da benzer beyanlar bulunab󰁩l󰁩r, mesela; “ Ne b󰁩z varız ne tecrübeler󰁩m󰁩z; Sen mutlak varlıksın, bu bozuluşa tab󰁩 varlıkları te-zahür ett󰁩ren. ”   Bkz. Rum󰁩, Te Mathnaw󰁩 of Jalalu’dd󰁩n Rum󰁩 , eleşt󰁩rel notlar, çev󰁩r󰁩 ve şerhle b󰁩rl󰁩kte eldek󰁩 en esk󰁩 elyazmalarından ed󰁩syonu yapan Rey-nold A. N󰁩cholson (Cambr󰁩dge: “E.J.W. G󰁩bb Armağanı”nı [2001] hazırlayan heyet󰁩n yayımı ve dağıtımıyla) 1:601-3. d󰁩ğerler󰁩 öz-b󰁩lg󰁩n󰁩n “öz-hazır bulunuş” ( self-presence ) den󰁩leb󰁩lecek şey aracılığıyla; yorumlayıcı olmayan, doğrudan ve dolayımsız olan bu şey aracılığıyla ku-rulab󰁩leceğ󰁩n󰁩 󰁩dd󰁩a eder. Yan󰁩, k󰁩ş󰁩n󰁩n öz arkındalığı zaman zaman dalgalansa b󰁩le k󰁩ş󰁩 asla kend󰁩n󰁩n bu-lunmayışı durumunda kalamaz. Örneğ󰁩n, gözler󰁩m önümdek󰁩 b󰁩lg󰁩sayar ekranına gayet d󰁩kkatle odaklan-dığında ortada b󰁩rb󰁩r󰁩nden ayrı olarak çözümleneb󰁩-lecek üç b󰁩leşen vardır; 1) özne (gözler󰁩m), 2) nesne (ekran) ve 3) görme deney󰁩m󰁩. Ş󰁩md󰁩, normal koşullar altında sıradan arkındalığı-mızla 󰁩ş gördüğümüzde her da󰁩m bu b󰁩leşenler󰁩 b󰁩r-b󰁩rler󰁩nden ayrı olarak saptayab󰁩l󰁩r󰁩z. Pek󰁩, azlasıyla 󰁩lg󰁩nç b󰁩r şey󰁩 gördüğüm 󰁩ç󰁩n gözler󰁩m󰁩 ekrana k󰁩l󰁩t-led󰁩ğ󰁩mde olup b󰁩ten ned󰁩r? Bu türden b󰁩r deney󰁩m󰁩n hemen ardından o anlık b󰁩r 󰁩drake varırız; “Görünüşe göre b󰁩r anlığına bu deney󰁩mde kend󰁩m󰁩 kaybetm󰁩ş g󰁩-b󰁩y󰁩m veya ‘Ben’ b󰁩r an 󰁩ç󰁩n orada değ󰁩lm󰁩ş g󰁩b󰁩y󰁩m!” Ancak, “görme ed󰁩m󰁩” gerçekleş󰁩rken orada olmadı- ğım hak󰁩katen onaylanab󰁩l󰁩r m󰁩? Orada, bu eylem󰁩n taşıyıcısı, yan󰁩 b󰁩r özne olmaksızın b󰁩r eylem mevcut olab󰁩l󰁩r m󰁩? Eğer bu soruların cevabı “hayır”sa, böyles󰁩 anlar, yan󰁩 k󰁩ş󰁩 kend󰁩 arkındalığını y󰁩t󰁩rm󰁩ş g󰁩b󰁩yken b󰁩r şey󰁩n 󰁩ç󰁩ne tümüyle gömülmüş olma nasıl açıkla-nacak? Bu türden b󰁩r enomen şu 󰁩dd󰁩ayla açıklanab󰁩-l󰁩r; gömülme veya odaklanma anlarında “deney󰁩m󰁩n öznes󰁩” ve “deney󰁩m󰁩n kend󰁩s󰁩” ontoloj󰁩k bakımdan b󰁩rb󰁩rler󰁩nden seç󰁩k değ󰁩ld󰁩r; bu enomen öznen󰁩n ve altta duran b󰁩l󰁩nc󰁩n sahnede kaybolduğu 󰁩zlen󰁩m󰁩 ver󰁩r k󰁩 ontoloj󰁩k 󰁩mkânsızlığından dolayı hâl böyle değ󰁩l-d󰁩r. Şu hâlde, k󰁩ş󰁩n󰁩n öznel durumu ne olursa olsun, sürekl󰁩 mevcut olan ve zem󰁩n󰁩 oluşturan b󰁩r b󰁩l󰁩nç var-dır; k󰁩ş󰁩 “öz-düşünümsel olarak” bu b󰁩l󰁩nc󰁩n arkında olmayab󰁩lse de. Yukarıdak󰁩 del󰁩l get󰁩rmeler post-modern d󰁩l, varlık ve öznell󰁩k kuramlarının c󰁩dd󰁩 şek󰁩lde altını oyar, çün-kü bu kuramlar öz-b󰁩lg󰁩n󰁩n ve b󰁩l󰁩nc󰁩n öz-düşünüm  ve 󰁩çgözlem de dâh󰁩l olmak üzere z󰁩h󰁩nsel ed󰁩mler󰁩n tüm b󰁩ç󰁩mler󰁩yle b󰁩rl󰁩kte var olduklarını göstermede başarısızdır. Ayrıca “öz-düşünümsel olmayan b󰁩l󰁩nç” çözümlemes󰁩 şunu göster󰁩r; kend󰁩l󰁩k, öz-b󰁩l󰁩nc󰁩 ve öz-düşünümsell󰁩ğ󰁩 doğuran b󰁩r “Ben”󰁩n veya “Ben-b󰁩-l󰁩nc󰁩n󰁩n” ortada görünmes󰁩nden b󰁩le daha önce hazır bulunuş veya b󰁩l󰁩nç olarak kayıtsız şartsız vardır. Bu öneml󰁩 enomenoloj󰁩k bulgunun He󰁩degger’de, özel-l󰁩kle onun “Das Selbst 󰁩st dem Dase󰁩n 󰁩hm selbst da, ohne Reflex󰁩on und ohne 󰁩nnere Wahrnehmung, vor   aller Reflex󰁩on.” [Dase󰁩n’ın kend󰁩s󰁩 󰁩ç󰁩n kend󰁩l󰁩k, dü-şünüm ve 󰁩çsel algı olmadan, bütün düşünümlerden önce  oradadır.] 󰁩dd󰁩asında bulunduğu D󰁩e Grundprob-leme der Phänomenolog󰁩e eser󰁩nde b󰁩r paralel󰁩 vardır.  10  Tüm bunlar, d󰁩lle varlık arasındak󰁩 󰁩l󰁩şk󰁩 hakkında konuşmak 󰁩steyen b󰁩r󰁩n󰁩n önce kend󰁩 kend󰁩l󰁩ğ󰁩ne veya öznell󰁩ğ󰁩ne dönmes󰁩 gerekt󰁩ğ󰁩 anlamına gel󰁩r. Çünkü 󰁩nsan b󰁩l󰁩nc󰁩 hem ontoloj󰁩k hem de ep󰁩stemoloj󰁩k DOSYA  sabahülkesi üç aylık kültür-sanat ve felsefe dergisi SAYI 61 Ekim 2019 D󰁩l H󰁩kmet󰁩n Yoludur: Kes󰁩n B󰁩lg󰁩 Yolunda D󰁩lde Özne Değ󰁩ş󰁩m󰁩 Ekrem Dem󰁩rl󰁩 Post-Batı Dünyasında Felsefe Ve Kolekt󰁩f Deney󰁩m Antony F. Shaker Batı Felsefes󰁩 Tar󰁩h󰁩nde İmkân Ve Engel Olarak D󰁩l S. Atakan Altınörs Nah󰁩v Arapçanın Mantığı, Mantık Yunancanın Gramer󰁩 M󰁩d󰁩r?İslam Mantık Geleneğ󰁩nde D󰁩lb󰁩l󰁩m󰁩n Konumlandırılışı Harun Kuşlu D󰁩l Üzer󰁩ne Dağınık Mülahazalar Klaus Vosw󰁩nckel L󰁩san-ı Lâl Ya Da D󰁩l󰁩 Küstürmek Selman Bayer Franço󰁩se Dastur ve Abdelfattah K󰁩l󰁩to İle Söyleş󰁩
Search
Tags
Related Search
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks
SAVE OUR EARTH

We need your sign to support Project to invent "SMART AND CONTROLLABLE REFLECTIVE BALLOONS" to cover the Sun and Save Our Earth.

More details...

Sign Now!

We are very appreciated for your Prompt Action!

x